Bush ve Müşerref,
Butto suikastını İslamcıların gerçekleştirdiğine inanmamızı istiyor.
'İyiliğe karşı şer' saçmalığının tekrarlanması kimseyi şaşırtmasa da,
arka planda Pakistan gizli servisi ISI'nin şoke eden gücü seziliyor.
ISI, Müşerref'in her başı sıkıştığında başvurduğu kurum
04/01/2008 (1141 kişi okudu)
Robert Fisk
Bizim
için böylesine hızla bir hikâye uydurulması ne kadar acayip değil mi?
Pakistan Halk Partisi'nin (PHP) cesur lideri Benazir Butto, eski
general Pervez Müşerref'in yaşadığı başkent İslamabad'ın hemen
yanındaki Rawalpindi'de öldürüldü ve ABD Başkanı George W. Bush bizlere
onun katillerinin 'aşırılar' ve 'teröristler' olduğunu söyledi.
Elbette, buna karşı çıkamazsınız.
Fakat Bush'un yorumlarından asıl anlaşılan, söz konusu cinayetin
ardında İslamcıların olduğu. Ülkesinde demokrasi çağrısı yapmaya cüret
edebilen bu yalnız ve cesur kadını da Taliban'ın deli adamlarının,
Kaide'nin örümcek ağının vurduğu şeklinde.
Pek tabii ki bu korkunç trajedinin çocukça ele alınışına ve Butto
ne kadar yolsuz olsa da aslında gerçek bir şehit olduğunu atlamayalım
biçimdeki tavra bakınca, 'iyiliğe karşı şer' saçmalığının
Rawalpindi'deki kıyımı açıklamak için yine tekrarlanması hiç şaşırtıcı
gelmiyor.
ISI herkese çalışıyor
Perşembe günü BBC ve CNN'i izleyenlerden, Butto'nun erkek
kardeşleri Murtaza ve Şahnavaz'ın 1981'de bir Pakistan yolcu uçağını
kaçırıp, Kâbil'e indirdikten sonra ülkedeki siyasi mahkûmların
salıverilmesi talebinde bulunduklarını kim düşünebilirdi? Bu olayda
uçakta bulunan askeri bir yetkili öldürülmüştü. Ayrıca yolcular
arasında Amerikalılar da bulunuyordu, ki muhtemelen mahkûmların serbest
bırakılmasına asıl bu neden olmuştu.
Yılın en önemli (ama tipik biçimde en fark edilmeyen) atlatma
haberlerinden birine imza atan Tarık Ali, sadece birkaç gün önce
Benazir'e odaklanarak ve 'Batı'nın Kızı' başlığını atarak London Review
of Books'ta Pakistan'ın (ve Butto'nun) yolsuzluklarını teşhir eden
parlak bir yazı yayımladı. Aslında yazının odağındaki isim
Rawalpindi'de öldürüldüğü sırada, bu yazı fotokopi çekilmek için
masamda bekliyordu.
Tarık Ali yazının sonlarına doğru Benazir'in başbakan olduğu
dönemde Murtaza Butto'nun evinin yakınlarında polis tarafından
öldürülmesini etraflıca irdeliyor, ki o günlerde Benazir, PHP
değerlerine dönülmesini istediği ve kocasını epey getirili bir makam
olan sanayi bakanlığına atamasını kınadığı için Murtaza'ya karşı öfke
içindeydi.
Yazının sonlarında, Benazir cinayeti sonrası için de
kullanılabilecek şu pasaj yer alıyordu: "Öldürücü mermi yakın mesafeden
ateşlendi. Tuzak dikkatlice hazırlanmıştı ama Pakistan'da hep olduğu
gibi bu opresyonun da olgunlukla icra edilememesi -polis kayıtlarına
yanlış girdilerin yapılması, delillerin kaybedilmesi, tanıkların
tutuklanıp, yıldırılması, konuşabileceğinden korkulan bir polisin
öldürülmesi gibi durumlar- başbakanın erkek kardeşini infaz kararının
yüksek mevkilerde alındığını ortaya sermiş oldu.
Murtaza'nın 14 yaşındaki kızı Fatima babasının katilleri yerine
neden tanıkların tutuklandığını sormak için halası Benazir'i aradığında
kendi
ifadesine göre, "Sen çok gençsin.
Hiçbir şey anlamıyorsun" yanıtını alır. Tarık Ali'nin yazısı
bizleri buna inandırabilir. Fakat tüm bunların arka planındaysa
Pakistan gizli servisi
ISI'nin şoke eden gücü seziliyor.
Yolsuz, rüşvetçi ve zalim ISI, Müşerref için çalışan geniş bir
kurum. Fakat aynı zamanda Taliban için çalışmıştı ve hâlâ da çalışıyor.
Amerikalılar için de çalışmakta. Aslına bakarsanız, ISI herkes adına
çalışıyor. Müşerref kendini tehdit altında hissettiğinde veya
Afganistan'a baskı uygulamak istediğinde ya da Bush'u o kadar usandıran
'aşırıları' ve 'teröristleri' bastırmaya niyetlendiğinde, ISI onun
Amerika'nın düşmanlarıyla konuşmaya başlamakta kullanabileceği anahtar
konumunda. Bu noktada Karaçi'de kendisini kaçıran İslamcılar tarafından
kafası kesilen Wall Street Journal muhabiri Daniel Pearl'ün
katilleriyle randevusunu ISI komutanlarından birinin bürosundan
ayarladığını da hatırlatalım. Ahmed Raşid'in Taliban hakkındaki kitabı
ISI'nin yolsuzluk ve şiddet ağına dair önemli kanıtlar ortaya koyuyor.
Bunu okuduğunuzda, tüm burada anlatılanlar daha anlaşılır olacaktır.
Fakat resmi anlatıya dönersek, Bush perşembe günü eski dostu
Müşerref'le konuşmak için 'sabırsızlandığını' söyledi. Pek tabii ki,
Benazir hakkında konuşacaklar. Müşerref'in Pakistan'ın nükleer
sırlarını Libya ve İran'a aktaran eski dostu Han'ı korumayı sürdürmesi
hakkında kesinlikle konuşmayacaklar. Hayır, 'şer ekseninin' bu
parçasını bu konuya karıştırmamalı. Yani, Butto cinayetinin ertesinde
pek çok Pakistanlının kafasında yer eden sorgulamaları bırakıp, bir kez
daha bizden 'aşırılara' ve 'teröristlere' odaklanmamız isteniyor.
Buna rağmen, başlıca siyasi muhaliflerin seçim gününden önce
tasfiye edilmesi halinde Müşerref'in önündeki sandığın muhtemelen
süresiz belirsiz biçimde erteleneceğini fark etmek için çok şey
gerekmiyor. O halde Müfettiş Ian Blair'in Londra'daki en kıdemli polis
olmadan önce polis defterine kaydedeceği mantıkla bir değerlendirme
yapalım.
Gelişini engellemek istemişti
Soru: Benazir Butto'yu Londra'da kalmaya zorlayan ve Pakistan'a
gelişini engellemeye çalışan kim?
Cevap: General Müşerref.
Soru: Bu ay içinde binlerce Benazir taraftarının tutuklanmasını emreden kim?
Cevap: General Müşerref.
Soru: Benazir'i bu ay içinde geçici ev hapsine kim koydu?
Cevap: General Müşerref.
Soru: Bu ay sıkıyönetim ilan eden kimdi?
Cevap: General Müşerref.
Soru: Benazir Butto'yu kim öldürdü?
Evet. Gayet aşikâr. Ortadaki sorunu görüyor musunuz? Televizyon
savaşçılarımız dün bizlere Müşerref'in katil olduğunu bağıran PHP
üyelerinin, onun Benazir için yeterli koruma sağlayamamasından şikâyet
ettikleri bilgisini veriyordu. Bu yanlış. Bu şekilde bağırıyorlar çünkü
Müşerref'in Benazir'i öldürdüğüne inanıyorlar.
(31 Aralık 2007)