BM küresel sorunlara
çözüm bulunması için eşsiz bir konuma sahip. BM anlaşmasında
belirtildiği şekilde güvenlik, kalkınma ve insan haklarının
güçlendirilebilmesi için, karşımıza çıkan bu fırsatı değerlendirmemiz
gerekiyor
25/10/2007 (623 kişi okudu)
MAHMOOD AYUB
Barışı
ve güvenliği sağlamak, yoksulluğu azaltmak, insanların yaşam
koşullarını iyileştirmek, insan haklarını savunmak, iklim
değişikliğinin yarattığı etkilere çare bulmak başta olmak üzere bir
dizi çetin
sorun ile karşı karşıya kalan günümüz dünyasında, hükümetler
dahil herkes, küresel sorunlara küresel çözümler bulunması gerektiğinin
giderek daha fazla farkına varıyor.
Birleşmiş Milletler kurulduğu tarihten bu yana geçen 62 yıl
içerisinde kuruluş amacına uygun olarak sorunlara çözüm bulabileceğini
defalarca kanıtladı: Küresel gündemin belirlendiği yer oldu; birçok
ihtilafın görüş birliği ile çözülmesini sağladı; ülkelerin izleyeceği
standartları belirledi; güvenilir bir arabulucu oldu; savaşlara son
verdi; insani yardımda bulundu; insanların gıdaya, ilaca, eğitime ve
sağlık hizmetlerine ulaşmalarını sağladı; insanların yaşam koşullarının
iyileştirilmesine ve yoksulluğun azaltılmasına katkıda bulundu;
oluşturduğu köklü kalkınma gündeminin takipçisi oldu.
Sınır tanımayan sorunlar
Küreselleşen dünyamızda daha güçlü bir BM bunlardan daha fazlasını
da yapabilir. Artık sorunlar sınır tanımıyor. En zengin ve en güçlüler
dahi bu sorunlara tek başına çözüm bulamıyor. Karşılıklı bağımlılığın
arttığı bir dönemde, dünyamız, sorunlara en etkin çözümlerin BM çatısı
altında bulunabileceğinin giderek daha fazla farkına varıyor.
Barışın korunmasından insani yardıma, sağlıktan eğitime kadar her alanda
daha fazla yardımlaşmaya ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde BM'ye olan
talep her geçen gün artıyor. Krizlerde çokulusluluk ve diplomasinin
oynadığı anahtar rol giderek daha fazla saygı görüyor. BM'nin doğal
uzmanlık alanı olan 'Yumuşak güç' kavramı dünya gündeminin en üst
sıralarına çıkıyor.
Bütün bu gelişmelerle birlikte dünya kamuoyunun BM'ye olan
desteğinin de arttığı görülüyor. Kamuoyu yoklamalarına göre büyük bir
çoğunluk (yüzde 74), soykırımın önlenmesinden saldırıya uğrayan
ülkelerin korunmasına ve insan hakları ihlallerinin incelenmesine kadar
birçok konuda BM'nin
daha güçlü bir konumda olmasını istiyor.
BM de, bu gelişmeler ışığında, kısıtlı kaynaklarına rağmen,
dünyanın en zorlu ihtilaflarına çözümler bulmaya ve barışın korunması
ve insaşı için çalışmaya devam ediyor.
19 barış gücü harekâtı
Sadece 2007 yılında BM Güvenlik Konseyi tarafından dünya genelinde
görevlendirilen 19 barış gücü harekâtında 100 binin üzerinde askeri ve
sivil personel barışı korumak ve inşa etmek için çalışıyor. Ciddi
çatışmalar yaşayan birçok ülke, bu çabalar sayesinde barışa doğru
ilerleme sağlıyor.
Örneğin, BM Lübnan Geçici Kuvveti'ne (UNIFIL) yapılan takviyeden
bu yana Güney Lübnan'da büyük oranda barış hüküm sürüyor. Bunun yanında
BM Ortadoğu'da bir yandan milyonlarca mülteci ve çatışma kurbanına
yardım sağlamayı sürdürürken bir yandan da taraflar arasında diyaloğu teşvik ediyor.
Barış için çabalarken, günde 1 ABD Doları ya daha az bir gelirle
yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan yaklaşık 1 milyar insanı göz ardı
etmememiz de gerekiyor.
İşte bu amaçla oluşturulan BM Binyıl Kalkınma Hedefleri herkesin
temel sağlık ve eğitim imkânlarına kavuşmasını, yoksulluktan
kurtulmasını amaçlıyor. Açlık ve yoksulluk ile mücadele ederken
kalkınma, insan hakları
ve güvenlik arasındaki bağlantının önemini de kavramamız gerekiyor.
BM gündeminin en ön sıralarında yer alan insan hakları güçlendirilmeden,
barış ve kalkınmanın sağlanması mümkün görülmüyor. Bu nedenle,
2008'de 60. yıl dönümü kutlanacak olan İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesi'nde verilen sözler çalışmalarımızda bize yol göstermeye
devam ediyor.
Küresel ısınma
Küresel ısınmanın etkilerini azaltmanın bir yolunu bulamamamız
halinde küresel barış, kalkınma ve insan hakları konularındaki
çalışmalarımızın istenilen sonucu veremeceği anlaşılıyor. Bilimsel
çalışmalar iklim değişikliğinin bir gerçek olduğunu ve insanların
faaliyetlerinden kaynakladığını açıkça ortaya koyuyor. Hükümetler,
sivil toplum ve özel sektör hemen önlem almaya başlamadığı takdirde,
iklim değişikliği narin dünyamızı olumsuz yönde etkilemeye devam
edecek. Bu soruna, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin
kalkınma hedeflerinin bir parçası haline getirilebilecek uygun çözümler
bulmak mümkün. Endonezya'nın Bali kentinde aralık ayında BM
önderliğinde yapılacak görüşmeler bu yönde atılacak kalıcı adımlar için
uygun bir zemin oluşturabilir.
BM küresel sorunlara çözüm bulunması için eşsiz bir konuma sahip.
BM anlaşmasında belirtildiği şekilde güvenlik, kalkınma ve insan
haklarının güçlendirilebilmesi için, karşımıza çıkan bu fırsatı
değerlendirmemiz gerekiyor.
Daha güçlü bir BM tüm bu zorlu konulara ortak çözümler bulabileceğimiz en
doğal zemini oluşturuyor. Genel Sekreter Ban Ki-moon'un da dediği
gibi, "İleride hakkımızdaki hüküm bugün yaptıklarımıza ve elde
ettiğimiz sonuçlara bakılarak verilecek."
Mahmood Ayub: Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü