Bugün Mehmet Altan'ın doğum yıldönümü. Kendisi 1953'ün 10 Ocak'ında
dünyaya gelmişti. Bendeniz o tarihte 26 yaşındaydım ve Ulus gazetesine
günlük küçük fıkralar yazıyor, dünya edebiyatından öyküler çeviriyor ve
ANKA Ajansı'nda da muhabirlik yapıyordum; 1 yıllık da Ankara Barosu'na
kayıtlı platonik bir avukattım.
* * *
1953 yılı, bugün dahi tekrar tekrar incelenmesi gereken bir yıldı. Çünkü:
1- Türkiye de NATO'ya girmiş ve Türk ordusunun yüzde 95'i, NATO Başkomutanlığı'na bağlanmıştı.
* * *
2- Kore'ye, -aralarında bir tek kişinin bile İngilizce bilmediği geçen
yıl ortaya çıkan- 4500 kişilik askeri bir birlik gönderilmişti.
Kore'ye asker gönderme kararı, TBMM'den geçirilmeden alındığı için;
1950 seçimlerinde çok ağır bir yenilgiye uğramış ve Meclis'e 40
milletvekili bile gönderememiş olan İsmet Paşa'nın CHP'si, şahlanmıştı.
* * *
3- Tek parti döneminde CHP'nin sürekli övgüsünü yapan İstanbul basını;
1945'te çok partili döneme geçilmesiyle birlikte asitli bir muhalefete
başlamış ve DP iktidara geldikten sonra da, yeni iktidarın en
gümbürtülü destekçisi olmuştu.
* * *
4- "Milletin malını millete iade ediyoruz" gerekçesiyle, Menderes iktidarı Ulus gazetesiyle tesislerine el koymuştu.
* * *
5- Atatürk'ün, adı "Etnografya Müzesi"ne çevrilmiş olan Ankara Halkevi'ndeki naşı, büyük bir törenle Anıtkabir'e taşınmıştı.
* * *
O yıllarda da kimsenin, TCK'daki faşist İtalyan ceza yasasından kopya edilmiş maddelerini gündeme getirdiği yoktu.
Başta şairlerle yazarlar olmak üzere, sanatçılarla bilimciler; ne zaman
Türkiye'deki yoksul yığınlardan söz etseler, "Kömünistlikle ve sınıfı
sıfına düşman etmek"le suçlanıyor; ağır ceza mahkemelerinde ya
tutuklanıyor, ya mahkûm ediliyorlardı.
* * *
Ve o yıllarda da kimsenin; ne Adalet Bakanlığı'na bütçeden ayrılan
payın yüzde kaç olduğuyla ilgilendiği vardı, ne de Sağlık Bakanlığı'na
ayrılan payın yüzde kaç olduğuyla.
* * *
Köylü ağırlıklı bir toplumda yoksul yığınların; öldükten sonra
"cennetmekân" olmayı hak etme çabalarını ve sağlıklarında refah içinde
ömür süren zengin burjuva yaşamlarının üstüne çıkacaklarına olan
inançlarını; "sınıfsal ve ekonomik bir gözlükle analiz etmek" de yine
kimsenin aklına gelmiyordu.
* * *
Hazine'den geçinmeli "mevki sahipleri"nin, kendilerini "devlet"
kavramıyla özdeşleştirmeleri ve yoksul yığınları da; kendileri gibi
"laik ve burjuvalaşmış bir görüntü" içine sokma baskısı yapmaları;
yoksul yığınlarda gizli bir muhalefeti yoğunlaştırıyordu.
* * *
O nedenle de, siyasal partilerin kurulmasına yeşil ışık yakıldığında ve
seçimlere gidildiğinde; şaşırtıcı oy patlamaları oluyordu.
* * *
1953 yılına yeniden şöyle bir bakılsa; acaba nelerin gerçekleşeceği hiç akla gelmiyordu?
Örneğin:
1- Fransız Frangı ile Doyçe Mark'ın "Euro"da bütünleşeceği.
* * *
2- Türkiye'de 60 milyona çıkan cep telefonlarıyla, hem dünyanın her
yeriyle konuşulabileceği, hem mesajlar, hem de hemen çekilen
fotoğraflar gönderilebileceği.
* * *
3- Evdeki renkli televizyonlarda dünyanın her yerinin izlenebileceği.
* * *
4- Her kış binlerce köy yolunun kapanmakta olduğunun ortaya çıkacağı.
* * *
5- Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin pekişmeye başlayacağı.
* * *
6- Kendilerini "devlet" kavramıyla özdeşleştiren "mevki sahipleri"
arasından, garip mi garip birtakım "çeteler"le ilişki kurmuş olanların
manşetlerde arz-ı endam edeceği.
* * *
2008'in 8 Ocak'ın da; Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün, ABD Başkanı
Bush ile Beyaz Saray'da buluşup görüşmesi, bin bir değişik yorum ve
öngörüye neden olmakta.
* * *
Acaba 55 yıl sonra da, bugün gerçekleşebileceği kimsenin aklına
gelmeyen değişikliklerle yeniliklerin bir dökümü yapılırsa; günümüz
yorumcularının öngörüleri ne kadar ciddiyetini koruyacak, ne kadar
karikatürleşecek?
* * *
Ah ah 1953 yılı...
Ankara'ya yığılan yabancı gazeteciler...
NATO üsleri yanında, ABD'nin kurduğu özel askeri üslerin de bulunduğunun, saklanıp gizlenmesi...
Ve:
- Odunu aday göstersem mebus seçilir nutukları...
...
- Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz, nutukları...
* * *
Washington'dan askeri yardımlar dışında, 300 milyon dolar isteyip alamamak...
Usulca dış politikada Sovyetler'e yaklaşma şantajına kaymak...
* * *
Hazine'den geçinmeli "mevki sahipleri", Türkiye'de ne tür çarkların
döndürülmüş olduğunun şeffaflaşmasını gerçekten benimseyebilseler;
mesleksiz ve beyinleri buzlanmış olarak yetiştirilen genç kuşakların
da, vermek zorunda kalacakları fireleri azaltmış olurlardı.
Ne yapmalı ki henüz, bol bol şehit vermiş olmakla övünme dönemi bile aşılamadı.
* * *
21. yüzyılla ilgili özel bir muska genç dostlara:
Kim ki, 1204'te Konstantinopl'u fetheden ve Latin egemenliğini kuran 4.
Haçlı Seferleri'nin Komutanı Mareşal Villehardouin'in, "İstanbul'un
Fethi" adlı kitabını merak eder; enseyi karartmadan yaşamının da
tılsımını çakar.
Çakar ki, merak ettiğin kadar, merak edilirsin dünyada.
* * *
Mehmet'ime yaş günü kutlu olsun.