Küresel Zirve Petrolü ve Dolar
Küresel Zirve Petrolü ve Dolar
Özellikle son dönemlerde tanık olduğumuz petrol ve dolar fiyatlarındaki çalkantılar , dolar ve petrol arasında nasıl bir bağın olduğu ve bu bağın artık
Amerika’nın çıkarlarına hizmet etme miladını doldurup doldurmadığı sorularını akıllara getiriyor.
1960’larda Batı Avrupa ülkeleri ve Japonya’nın dünya ekonomisinde rakip olarak belirmesi Vietnam savaşının askeri maliyeti ile birleşince Amerika
ticari açık vermeye başlamıştır. Bu durum ise Amerikan ekonomisine olan güvenin giderek kaybolmasına sebep olmuştur. Bu güven kaybının en
somut göstergesi Fransız başkanı Charles de Gaulle’ün Amerika’dan elindeki dolar rezervlerinin karşılığı olan altın talebi olmuştur. Diğer bankalar
da De Gaulle’ün bu isteğine katılınca temelleri Bretton Woods anlaşmasıyla atılmış olan uluslararası finansal sistem krize girmiştir. Bu krize cevap
olarak 1971 yılında Amerika tek taraflı olarak Bretton Woods altın standart sistemine son vermiş ve yerine dalgalı kur sistemini getirmiştir. Böylece,
Amerika dolar-altın dengesini sağlama yükümlülüğünden kurtulmuştur.
1970’lerde yeniden oluşturulmakta olan finansal sistemde 1975 yılında Amerikanın OPEC’in en büyük petrol üreticisi olan
Suudi Arabistan ile
yapmış olduğu petrol anlaşması önemli yer tutmaktadır. Bu anlaşma ile OPEC üretmekte olduğu petrolü Amerikan doları ile satmayı taahhüt etmektedir.
Böylece, petrole olan talep diğer ekonomik veriler her ne olursa olsun yapay bir talep yaratacak ve ülkeler ellerinde Amerikan dolar rezervleri tutmaya mahkum edilecektir.
Kısaca, 1970’lerde yaratılan finansal sistemde petrol, altının yerini almakta ve doları desteklemektedir.
Dolar-petrol dengesinin sürdürülebilirliği açısından petrol fiyatlarının makul ve istikrarlı olması gerekmektedir. Aksi bir durum bu dengenin
sonunu getirip , Amerikan dolarına olan yapay talebi baltalayabilir. Bu bağlamda ‘ küresel zirve petrolü’ argumanlarına kulak vermekte yarar vardır.
Zirve petrolü en kestirme ifadesiyle ucuz petrolün sonu demektir. Petrol üretiminin ilk günlerinden beri, yüzeye yakın ve geliştirilmesi kolay
olan petrol tercih edilmiştir. Bir diğer ifadeyle, petrol şirketleri ilk günlerden beri bizim halen petrol dediğimiz ‘ucuz petrolü’ üretmişlerdir. Dünya
ekonomik sistemi petrolün hep ucuz bir şekilde üretileceği varsayımına dayanır. Fakat, tahminler uluslararası petrol arz krizinin hiç de uzak
olmadığını göstermektedir. Daha da önemlisi giderek artacak olan petrol fiyatlarının yapısal bir probleme dönüşeceğidir. Bu bağlamda Uluslararası
Enerji Ajansı (IEA), petrol piyasasının arz sıkışıkığı riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısı son derece anlamlıdır.
Küresel
petrol üretiminin zirveye tam olarak ne zaman ulaşacağını kestirmemiz
pek mümkün olmasa da Amerikan doları üzerinde yaratacağı etkiyi
kestirmek mümkündür.
Küresel zirve petrolünün meydana gelmesi durumunda temelleri
1975’teki OPEC ve Amerika arasında yapılmış olan anlaşma ile atılmış olan bağın, Amerikan ekonomisine olan güvenin giderek düştüğü bir dönemde büyük zarar göreceğine şüphe yoktur.
Bu yüzden, günlük veriler ışığında sadece belli bir finansal dönem baz alınarak yapılan dolar- petrol analizleri genel trendi okuyabilmekte aciz kalmaktadır.
Şurası açıktır ki herhangi bir para biriminin reel değeri piyasa oyuncuları belirler. Amerikan dolar için ise bu ilişkide petrole olan talep son derece önemli rol oynar.
Artmakta olan petrol fiyatları özellikle Amerikan ekonominde enflasyonist baskı yapacak ve Amerikan dolarının değer kaybetmesine sebep olacaktır.
Bu ise Amerikan ekonomisinde yavaşlamaya ve finansal sistemde mortgage krizinde görüldüğü gibi yapısal sorunları görünür kılacaktır. Kaçınılmaz
olarak,
bu durum Amerikan ekonomisine ve dolayısıyla Amerikan dolarına olan
güveni sarsacaktır.
Klasik ekonomistlerin dediği gibi iyi para kötü parayı kovar.
Buradaki iyi para Amerikanın birincil rezerv para olmasını tehdit etme
potansiyeline sahip tek para birimi olan Avro’dur.
Bu para biriminin ortaya çıktığı günden beri sürekli olarak dolara karşı değer kazanması
Amerikan dolarının uluslararası piyasalardaki üstünlüğüne önemli bir tehdittir.
Bu bağlamda, Amerika’nın Irak’a müdahalesinin temel nedenini
Saddam Hüseyin’in 2000 yılında Irak petrolünü dolar yerine Avro’dan satma kararına bağlayan görüşlerin hiç de komplo teorisinden ibaret
olmadığını ortaya koymaktadır.
Son olarak, Çin’in 1 trilyon 430 milyar dolarlık döviz rezervini, güçlü para birimlerinin dolar gibi zayıflayan para birimlerini bertaraf edecek şekilde
dengelemesi gerektiğini belirtmesi bize dolar-petrol temelli finansal sistemin sonunun yaklaştığı sinyalini kuvvetli bir şekilde vermektedir.
****************************
Buradaki iyi para Amerikanın birincil rezerv para olmasını tehdit etme
potansiyeline sahip tek para birimi olan Avro’dur.
YANİ: AVRUPA'YA KARŞI ÇIKAN ABD'CİDİR,DOLAR'CIDIR. !!!
























