Lümpenleşen halkın dili...
Kalitenin devamlı düştüğü, zevksizliğin dibe vurduğu ülkemizde lümpenlik, toplumun her tabakasında süratle yayılıyor
KEMAL KURAK
Yoldan
geçen yüz kişiye sadece "lümpen" kelimesinin anlamını sorsak, eminim ki
bu 100 kişinin en az 90'ı bu soruya cevap veremez. Bunda şaşılacak bir
şey yok. Genellikle, solcu aydınlar tarafından kullanılan bu tabiri son
yıllarda çok fazla duyar olduk. Neden acaba?
Türk Dil Kurumu'nun sözlüğüne göre "lümpen" kelimesi şu anlamlara
geliyor: 1. Marksçılık akımına göre toplumsal sınıf bilinci olmayan. 2.
İçinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum
ve davranışlarıyla itici olan. Başka bir sözlükte ise "lümpen" için
"Düzenli işi olmayan ve siyasi sınıf şuuruna sahip bulunmayan yoksul
kesim" deniyor. Kısaca "lümpen", toplumlarda sınıfını bulamamış küçük
topluluklar. Bu anlama göre ülkemizde epey "lümpen insan" var, değil
mi?
Bu yazıyı kaleme almamıza vesile olan şey, geçtiğimiz aylarda
tiyatrocu Levent Tülek'in yazdığı Lumpen Sözlüğü adlı eserin gün
geçtikçe değer kazanması. Çünkü, bugüne kadar "lümpen" denilen kesim
hakkında toplu bir fikir veren bir çalışma, yapılmış değildi.
Lümpenlerle ilgili sosyolojik bir eser yerine, doğrudan lümpenlerin
diline dair bir kitabın yayınlanması son derece önemli. Kitabın diğer
bir önemi şuradan kaynaklanıyor: İlk bakışta kitapta "lümpen" kesimin
kullandığı kelimeler ve tabirler görülse de aslında her kesimden
insanın söylediği kelimeler var. Sözgelimi fırça çekmek, kafana göre,
gaza gelmek, sazan vs.
Herkesin dilinde
Evet, Lumpen Sözlüğü'nde yer alan kelimeler, ilginçtir ki, Cemil
Meriç'in "Kanundan kaçanların dili" diye tabir ettiği argo kelimelere
benzeyen, ancak argodan çok ayrı bir dile ait olan kelimeler. Bugün
argo olarak bilinen kelimeler, yediden yetmişe herkesin dilinde. Aynı
şekilde, lümpenlerin kullandığı kelimeler de gencinden yaşlısına,
öğretmeninden öğrencisine, milletvekilinden bakkalına, gazetecisinden
muhabirine, şarkıcısından seyircisine kadar çok geniş bir kitlenin
diline dolanmış. Neden ama? Çünkü televizyon, cep telefonu ve internet
gibi iletişim araçları sayesinde bu dil, ister bilinçli deyin, ister
bilinçsiz deyin bir şekilde topluma benimsetilen bir dil haline geldi.
Dikkat edin dizilerde, şarkılarda, gazetelerde, günlük konuşmalarda bu
dil gün geçtikçe yaygınlaşıyor.
Tülek'in dediği gibi, yerleşik olmayan bir kültürün var ettiği bu
dil, görünmez bir ağ gibi çevremizi sarıyor. "80'li yıllarda artan ve
Özal döneminde doruğa çıkan umutsuz, politikasız, geçmişsiz ve
geleceksiz kitlenin, günü yaşayan, köşeyi dönmek isteyen, kırla kent
arasında sıkışıp kalmış insanların kodladığı bir dil bu." Bugün
şehirlerde "sonradan görme" olarak tanımlanan kimselerin durumu, alt
sınıf veya gecekondularda yaşayan ve "lümpen" diye anılan insanlardan
pek farklı değil. Sözgelimi, "Oha olmak, kal gelmek, öğ gelmek, concon,
tiki" gibi deyim ve kelimeler bu zengin lümpen gençler arasında
türüyor. Kültür seviyesi yüksek insanlar arasında bile bu dilin
konuşulduğunu görüyorsunuz. Lümpence kelimelerin bugün aydın diye
gösterilen köşe yazarları, bilim insanları, öğretmenlerin de dilinden
düşmemesi gelinen noktanın vahametini gösteriyor.
Ülkemizde lümpenleşme, henüz okul sıralarında başlıyor. Geleceğini
göremeyen ve yönlendirilmeyen gençler, kendini çeteler içerisinde
bulmaya çalışıyor. Edebiyattan bihaber olan gençlik, çok kısır ve
argodan oluşan bir kelime hazinesi ile konuşuyor. Son yıllarda diziler
ve internetin etkisiyle bazı ifadeleri yarı İngilizce, yarı Türkçe
söyleyerek ucube bir şekle sokan gençleri anlamakta zorlanıyoruz.
Kimi zaman dilin canlı bir organizma olduğu ve zamanla evrime,
değişime uğradığı söylenir. Evet, doğrudur bu. Tüketim kültürünün bir
ürünü olduğu için bu kelimelerin kısa ömürlü olacağı ifade ediliyor.
Oysa, Lumpen Sözlüğü'ne her geçen gün yeni bir kelime dahil oluyor.
Düne kadar "ağır abi, canısı, elektrik almak, imaj yapmak, trip yapmak"
gibi tabirleri kullanıyor muyduk? Dolayısıyla baktığımızda hal ve
gidişin pek iyi olmadığını görüyoruz. Çünkü bu dil, artık sadece günlük
bir iletişim dili değil ve hayatın her alanında kullanılacak kadar
kanıksanmış durumda. Umutsuz, gayesiz, günü yaşayan, kısa zamanda
zengin olmak isteyen ve kırla kent arasına sıkışıp kalmış bu kitlenin
doğru ve temiz Türkçe kullanma diye bir kaygısı yok.
"Lümpen" kelimesi, sosyo-ekonomik açıdan en düşük sınıf olduğu
kadar, popüler kültürün esiri olan ve ince zevk, estetik, sanat,
kültür, medeniyetten yoksun zengin insanlar için de kullanılır. Aslında
Türkiye'de şuurlu olarak içi boşaltılan nitelikli kültür yerine popüler
kültür dayatılıyor. Kalitenin devamlı düştüğü, zevksizliğin dibe
vurduğu ülkemizde lümpenlik, toplumun her tabakasında süratle
yayılıyor. Türk toplumundaki yozlaşmayı süratle artıran bu sorun,
zamanla Türkçe'de birbiri ardına yeni lümpence kelimeler
çıkaracaktır...
|