Sınır ötesi harekât işe yaramayacak olsa da, Türk ordusu AKP karşısında güç kazanmak için PKK'yı kullanacak gibi görünüyor
25/10/2007 (2618 kişi okudu)
Daniel Vernet
Ilımlı
İslamcı AKP hükümeti herkesin demokratik ve şeffaf bulduğu seçimlerle
bir daha iktidara geldikten hemen birkaç ay sonra zorlu bir sınavla
karşı karşıya.
Kürt tuzağı Başbakan Erdoğan'ın üstüne kapanma tehlikesi
taşıyor. Meclis, Türkiye'den ayrılmak isteyen PKK'ya bağlı asileri
yerlerinden etmek için orduya olası bir Kuzey Irak müdahalesi emri
vermesi noktasında hükümete ezici çoğunlukla yeşil ışık yaktı.
PKK, 1.
Körfez Savaşı'ndan sonra ABD koruması altında geniş özerkliğe kavuşan
ve Saddam'ın düşmesiyle özerkliğini genişleten Irak Kürdistanı'nı
sığınak gibi kullanıyor. Türkiye-Irak sınırında 40 kadar can kaybına
yol açan son çatışmalar meclisin kararına tehlikeli bir güncellik
kazandırıyor.
Iraklılar ve Iraklı Kürtler gibi Türklerin de müttefiki olan
Amerikalılarla, Türkiye'nin AB'ye olası katılımını müzakere eden
Avrupalılar ihtiyat çağrısında bulundu.
Erdoğan ölçülü davranma
tavsiyelerine karşı kesinlikle duyarlı.
Komşu ülkeyle çatışmaya girmek
çıkarına değil ama sivil iktidarı zayıflatacak her fırsatı kollayan
ordunun komuta kademesinin hedefi haline gelmemek için zayıflık işareti
göstermemeli.
Kürt tuzağı her şeyden önce askeri bir mesele. Yol açacağı
diplomatik zararlar bir yana, Türk güçlerinin Kürdistan'a yönelik
kapsamlı müdahalesi Türkler de dahil olmak üzere pek çok kurban
verilmesine yol açacak ve Ankara'nın Kürdistan'da saklandığından
şüphelendiği 3 bin 500 PKK savaşçısının kökünün kazınmasını garanti
etmeyecek. Ancak söz konusu tuzağın iç politikaya dair bir bileşeni de
var ki, Erdoğan bundan kaçamaz.
AKP lideri son yıllarda neredeyse hatasız bir seyir izledi.
AB'yle
müzakerelerin açılmasını başardı.
Ekonominin büyük kısmını
serbestleştirdi, Türkiye'nin kronik hastalığı enflasyonun üstesinden
gelip yüksek büyüme oranı yakalamasını sağladı.
Kopenhag kriterlerini
tümüyle karşılamasa da insan hakları davasını ileri taşıyan reformlara
girişti.
Askerin siyasete müdahale gücünü azalttı ve sağ kolu Abdullah
Gül'ü cumhurbaşkanlığına taşıdı.
Ordunun buna muhalefet ederek
'e-darbe'ye girişmesiyse güç gösterisinden ziyade zayıflık itirafı.
AB'yle müzakerelere ağır darbe iner
Askerler kaybettikleri iktidarın bir kısmını tekrar kazanmak için
son aylarda çokça gösteriler düzenleyen ama sandıkta kendilerini
gösteremeyen sivil ve laik Kemalistlere artık güvenemez.
Irak'taki bir
macera onların modern Türkiye'de kısa bir süre öncesine kadar işgal
ettikleri konumu tekrar elde etmeleri için fırsat olacaktır.
Zira tüm
çatışmalar ordunun önemini artırır. Ayrıca müdahalenin boyutlarına ve
süresine komutanlar karar verecek ve bunu yaparken de demokratik
tartışmaya aykırı bir biçimde Türkiye içinde bir tür kutsal mutabakat
talep edecekler.
Son olarak AB'yle yürütülen müzakerelere ağır bir
darbe indirilecek ve Türkiye'nin katılımına karşı çıkanlar askerlerin
ve Türkiye'ye istikrarsızlığın dönüşü için kolaylık elde edecek.
Kemalist cumhuriyeti daha modern bir ülke haline getirmek için
Avrupa'nın desteğine dayanan Erdoğan harekete geçtiğinde de, hiçbir şey
yapmadığı zamanki kadar çok şey kaybedebileceğini bilerek operasyona
ancak son çare olarak başvuracaktır.