fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

blogmedya

sık kullanılanlara ekleyin habersiz kalmayın

dua eller
İLKHABER
İlk Boğaz Köprüsü Projesi - II.AbdülhamidiyibayramlariyinoellerFree Photo hosting by PhotoLava.com Free Photo hosting by PhotoLava.com

N^ZIM HİKMET EL YAZISI



REKLAMSIZ KESİNTİSİZ SİNEMA KEYFİ TRT 1 HER ÇARŞAMBA SAAT:20:30

blogmedya farkı ile sofinin dünyası HERŞEY TÜRKİYE  İÇİN

TEMÎNAT www.aktifsayfa.com

VALLÂH BİLLÂH.www.aktifsayfa.com

Sokağa izmarit atan bile ceza ödeyecek.

Sokağa izmarit atan bile ceza ödeyecek

Sigarayı hayatın her alanından uzaklaştıran düzenlemeler Meclis'te yasalaştı Yasağı delen 50, paketini veya izmaritini sokağa atan 20 YTL ceza ödeyecek

04/01/2008 (1392 kişi okudu)

 

YURDAGÜL ŞİMŞEK

RİFAT BAŞARAN 

ANKARA - Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) dün sosyal hayatı dumanaltından kurtaracak yasa teklifini kabul etti. Bir zamanlar, şehiriçi ve şehirlerarası otobüslerde bile sigaranın içildiği Türkiye'de, bir geçiş sürecinin ardından yeni, 'dumansız' bir dönem başlayacak. Sigara izmaritini yere atanlara bile 20 YTL ceza kesilecek. İşletme sahipleri ile sigara firmalarının lobi çalışmalarına karşın Meclis'te kabul edilen yasayla 18 ay sonra barlar, kahvehaneler, kafeteryalar, birahanelerde sigara yasak olacak, tiryakiler için özel bölümler bile olmayacak. Ancak oy kaybı riskini dikkate alan hükümet bu mekânlardaki sigara yasağını, 18 ay, yani Mart 2009'da yapılacak yerel seçimlerin sonrasına bırakmaya karar verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Yasa'da değişiklik öngören yasa ikiye karşı 240 oyla kabul edildi. 248 milletvekilinin katıldığı oylamada altı milletvekili de çekimser kaldı. Kamu hizmet binalarında, birden çok sayıda kişinin istihdam edildiği çalışma alanlarında, lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti veren işletmelerde ve trenlerde sigara içenler için özel alanlar bile oluşturmama hükmü yoğun tepkileri de beraberinde getirdi.

Yasakta tereddüt
Bu konuda her partinin yöneticisi ve milletvekillerine işletme sahipleri ile sigara firmalarının temsilcilerinin de aralarında yer aldığı çok sayıda tepki ulaştı. Bir çok milletvekili de, parti yöneticilerine eğlence merkezlerinde sorun yaşanacağını ifade ettiler.
Bunun üzerine AKP yönetiminde sabah saatlerinde görüşmeleri haftaya erteleyerek 'yasaklara yumuşak geçiş formülü' üzerinde çalışma görüşü ağırlık kazandı. Ancak Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın karşı çıkması ve kamuyonuda 'Sigara lobisi kazandı' şeklinde yorumlanmaması için görüşmeleri ertelemekten vazgeçildi.

'Tiryaki seçmen' korkusu
AKP yönetimi tepkileri ve Mart 2009'da yapılacak yerel seçimlerde oy kaybı riskini dikkate alarak yasanın uygulanmasında 'geçiş süreçleri' kararı aldı. AKP'nin verdiği önergelerle yürürlük tarihinde değişiklikler yapıldı.
Lokantalar ile kahvehane (köyler dahil), kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerdeki yasağın, yasanın yayımı tarihinden 18 ay sonra yürürlüğe girmesi hükme bağlandı. Yasa, bu ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından onaylanırsa bu tür yerlerdeki yasaklar 2009'un ikinci yarısında yani mart ayındaki yerel seçimlerden sonra yürürlüğe girebilecek. Yasanın diğer hükümlerinin yürürlük tarihi de yayımı tarihinden dört ay sonraya ertelendi.

Geçiş savunması
Sağlık Bakanı Akdağ, Dünya Sağlık Örgütü'nün de lokanta, kahvehane, kafe ve birahanelerdeki yasaklar için 1.5 ila iki senelik bir geçiş süreci öngördüğünü vurgulayarak, "Biz sürekli Dünya Sağlık Örgütü'yle birlikte çalıştık. Bu öneriler işimizi kolaylaştıracak" dedi. Akdağ, yasanın diğer hükümleri için dört aylık geçiş sürecinin kısa olduğunu söyledi.

Lobicilere yanıt
Akdağ, "İyi niyetten şüphe edilmemelidir. Mesele kanun uygulamasını doğru şekilde yapabilmektir. Bu kadar yüksek iradeyi gösteren hükümet ve Meclis, sigara lobilerinden etkilenmemiştir. Bugün yaptığımız bu kanun bu soruya cevaptır" diye konuştu.

Tiryakiye sokak ve ev
Tiryakiye sadece evlerinde ve sokakta sigara ve nargile içme olanağı tanıyan yasa ile gelen bazı hükümler şöyle:

  • Tütün ürünleri kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında; koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok sayıda kişinin girebildiği binaların kapalı alanlarında yasak olacak.
  • Taksiler dahil olmak üzere, karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçlarında da sigara içilmeyecek.
  • Okulların, dershanelerin, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanları da tiryakilere kapanacak.
  • Lokantalar ile kahvehane, kafetarya, birahane gibi eğlence hizmeti veren işletmelerde de sigara içilmeyecek. Bu tür eğlence merkezleri ile kamu binalarında tiryakiler için özel alan da ayrılmayacak.
  • Yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde, cezaevlerinde ve denizyolu araçlarının güvertelerinde tiryakiler için özel
    alanlar oluşturulabilecek.
  • Otellerde tiryakilerin ayrı odaları olacak. Açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat ve eğlence faaliyetlerinin yapıldığı yerler ile seyir alanlarında tütün ürünleri kullanılamayacak. Bu tesislerde sigara içenlere mahsus alanlar oluşturulabilecek.

    Yasakları uygulamayan işletmelere 5 bin YTL para cezası
    Yeni yasayla gelen sigara yasaklarının uygulanmasının güvencesi para cezaları olacak. Belediye sınırları içinde cezaları zabıta, belediye sınırları dışında genel kolluk uygulayacak. Yasa tanımaz sigara tiryakilerine kesilecek cezalar şöyle:

  • Yasak yerlerde ve statlarda sigara içenlere, sigara firmalarının isim, amblemlerini, ürünlerinin marka ya da işaretlerini veya bunları çağrıştıracak alametleri kıyafet ve takı ve aksesusar olarak taşıyanlara 50 YTL ceza kesilecek.
  • Sokağa izmarit, ağızlık, sigara paketi atanlar 20 YTL ceza ödeyecek.
  • Yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmeler, önce işletme iznini veren kurumlarca yazılı olarak uyarılacaklar. Verilen sürede yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere, 500 YTL ila 5 bin YTL arasında idari para cezası verilecek.
  • Reklam, ilan, promosyon yasaklarını ihlal edip, yetkili yerler dışında sigara satanlara 50 bin YTL'den 250 bin YTL'ye kadar idari para cezası uygulanacak.
  • TV programlarında, dizi, klip, film, reklam ve tanıtım filmlerinde sigara içme görüntüsü yer almayacak. Bu yasağa aykırı hareket edenlere yerel yayınsa 1000-1500 YTL, bölgesel yayınsa 5 bin-10 bin YTL, ulusal yayın ise 50 bin-100 bin YTL arasında idari para cezası uygulanacak. Bu cezalara RTÜK karar verecek.
  • Okul, hastane, stadyum, sinema benzeri sağlık eğitim ve öğretim kültür ve spor hizmeti verilen yerlerde sigara satanlara 1000 YTL para cezası verilecek.
  • 18 yaşından küçüklere sigara satanlar hakkında TCK'nın, Sağlık İçin Tehlikeli Madde Temini başlıklı 194. maddesi çerçevesinde 6 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açılacak.
  • 18 yaşını doldurmamış kişileri, tütün ürünü işletmelerinde, pazarlanmasında ve satışında istihdam edenlere, her 18 yaşından küçük çalışan için 1000 YTL idari para cezası verilecek.
  • Adet şeklinde ya da paket bölünerek sigara satanlar 250 YTL idari para cezası ile cezalandırılacak.
  • Tütün ürünlerini ya da markalarını çağrıştıracak şekilde sakız, şeker, çerez, oyuncak, aksesuvar üreten ya da satanlara 1000 YTL'den 10 bin YTL'ye kadar para cezası uygulanacak. Bu tip ürünleri üretenlere de 20 bin YTL'den 100 bin YTL'ye kadar idari para cezası verilecek.
  • Satış belgesiz olarak tütün ürünlerinin satışının yapıldığı veya satışa hazır tutulduğu yerlerdeki tütün ürünlerine el konulacak.
  • Yasak ve buna uymamanın cezai sonuçlarını belirten uyarı levhalarını asmayanlarla sigara satışının serbest olduğu yerlerde '18 yaşından küçüklere satışın yasak olduğunu' belirten levha asmayanlara 1000 YTL ceza verilecek. Cezayı mahalli mülki amir uygulayacak.
  • Yasağın uygulanması konusunda kendilerine yüklenen görevleri yerine getirmeyen memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, görevi ihmal ya da görevi suiistimal suçu kapsamında dava açılacak. Ayrıca bunlar hakkında disiplin soruşturması başlatılacak.

    Durdu'nun rüyası: Başbakan Erdoğan'dan sigara konusunda sık sık uyarı alan AKP'li Mahmut Durdu, Genel Kurul'da sigara paketini göstererek, "Rüyamda Başbakan benim başucumda belirdi. Bu sigaradan bana koca bir karton getirmiş, ikram ediyor" sözleri, gülüşmelere neden oldu. Durdu, sözlerine "Rüyamda, CHP de iktidar olmuştu" esprisiyle devam etti.
  • Nani Lore - Kurtce by Esmehan Yilmaz Fatma Aktas Aktas Diye Beledigim by Aynur Dogan lobudlar_devriliyor

    Free Photo hosting by PhotoLava.com

    musâmere
    http://musamere.blogcu.com
    **" 1927 Ankara doğumlu. Askeri Liseyi ve Askeri Memurlar Okulu'nu bitirdi. İlk şiiri 1947'de Yedigün dergisinde çıktı. Kaynak dergisinin bir şiir yarışmasında Arz-ı Hal şiiri ikincilik kazanınca Nurullah Ataç'ın güvendiği şairler arasına girdi. İkinci Yeni Şiir akımının önde gelen şairlerindendir. 1985'de öldü. ESERLERİ Arz-ı Hal(1949) Türkiyem(1952-1963) Dünyanın En Güzel Arabistanı(1959) Tütünler Islak(1962) Her Pazartesi(1968), Divan (1970) Toplandılar(1974) Kayayı Delen İncir(1982) Dün Yok mu(1984) (Tütünler Islak’tan) Turgut Uyar (1927-1985) Terziler Geldiler Terziler geldiler. Kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere Bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle. Kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. Sonra sonsuz çalgısı sevinçsizliğin. Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de Duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle... Yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular O çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler Ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler Bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi, "Tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler piyangocular, çiçek satın alanlar, balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar. Sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler." Bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler Patron çıkardılar, karşılaştırdılar, Katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler Şarkılara başladılar ölmüş bir at için Makaslarını bırakmadılar Bekleniyorlardı. "Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı! Sen açardın, Otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen! Tüylerin karaparlaktı. Koşumların, -kokulu yağlarla ovulup parlatılan- nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke. Göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at! Toynaklarını liflerle ovardık Senin karaya boyanırdı koşuşun Uyandırırdı bütün karaları ve denizleri. Çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından Ne güzel gözlerin vardı Kara at! Binlerce kişi, -çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut darmadağın giysileriyle herkes körler ve cüzzamlılar, bütün kutsal kitaplar kalabalığı, ermişler, kargışlılar ve günahlılar gebe kadınlar, vâz edenler ve dondurmacılar ve at cambazları ve tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle Tanrıtanımazlar ve tefeciler ve yalvaçlar...- ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş senin mutlu ovanı doldurup haykırırlardı. Büyük sesler içinde sen, geçerdin..." Terziler geldiler. Bu güneşler odaların dışındaydı artık. Herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde Gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik Yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar Parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan Yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları Her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler Beğenip gülümsediler. "Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Senin eyerin ne güzeldi. Dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü Nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna Seninle öteleri ansırdık. Öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı Kedinin varlığı erişilmez kişilik Güneşli bir damda İçimizden gemiler kaldırırdın, Suyunu büyük şölenlerle tazelerdik Bayramımızdın. Kuburlukların bütün kişniş ve badem doluydu. Şimdi dar dünya Ölümün büyük hızı kesildi." Terziler geldiler. Ateş ve kan getirmediler. Hüzünleri kan ve ateşti ama. Uğultulu bir şey Ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar Kenti bir baştan bir başa dolaştım, tıs yok Bütün odalara dağıldılar. Sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş yerlerde kırpıntılar, "oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar, düğmeler, ilikler iplik döjküntüleri, kumaş parçaları, karanlık akşamüstleri ve sabahlar, dükkân tabelâları, kartvizitler..." kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok. Tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda Mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler, "Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Koşuşun büyütürdü dünyayı senin! Sen nasıl da koşardın. Biz güneyde yatardık, sen koşardın Hangi at güzelse ondan da güzeldin Kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi bir karaya göğü ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu. Gemin güzel sesler çıkarırdı güzel ağzında, herkesi sevinçle haykırtan. Başın yaraşırdı düşüncemize ve gözlerine saygıyla bakardık..." Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler. Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar. Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler, iğnelerine iplik geçirip beklediler; "Ey artık ölmüş olan at! -dediler- En güzeli oydu işte, yüzünün savaşla ilişkisi. Boydanboya bir karşıkoyma, denge ve istekli bir azalma. Onu bilirdik. O ağaç senin kanınla beslenirdi, hepimizi besleyen. Bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız senin karşında, alışveriniş, alfabenin, iplik döküntülerinin ve her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği..." HIZLA GELİŞECEK KALBİMİZ hızla gelişecek kalbimiz kalbimiz hızla. sürgünlerin umutsuzluğunda kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar farksız çarpanların umutsuzluğunda ve köprü başlarının umutsuzluğunda ve köprü başlarının umudunda. sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda ve eski dağlarda, eski dağlarda kış kovalarken ülkesini hızla gelişecek kalbimiz. kendi öz hüznümüzün öz tarlasında bozkır dayanıklılığımızın tarlasında kalbimiz ellerimiz ayaklarımız arasında ve kimsenin bölemediği şarkıyı güllerin, buğdayların ve acının şarkısını bir haziran uygulayacak sesimize. sütçünün sesiyle birlikte erkenci işçilerin sesiyle birlikte şoförün sesiyle birlikte sabah başlamış sarhoşların sesiyle birlikte yaman sarhoşların sesiyle birlikte ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların ve herkesin ve herkesin sesleriyle birlikte bir haziran uygulayacak kimse bölemiyecek ve kalbimiz hızla gelişecek. yıkıntılara karışan eski bir bahar büyük olmaya elverişli bir bahar eskiden yaşanılmış ve her şeye rağmen insanlara göre bir bahar suların kana kestiği yahut suların kana kestiği bir bahar. hızla gelişecek kalbimiz bir mavilik kalıbında bir odada, en olağan bir odada en sade, en insanca bir odada bir kadınla bir erkeğin olduğu bir odada bir kadın bir erkeğin bir kadınla bir erkek olduğu ellerin ve omuz başlarının birbirini bulduğu. birden gerçekliğini algılıyarak saat çalınca ve görünce güneşi birden vazgeçilmezliğini algılıyarak önemli ve gerekli buluşunu kendini birden hatırlıyarak geleceğe hazırlayınca olanca göğüslerini ve herşeye ve ölüme.kalbimiz hızla gelişecek çağımıza pek uygun bir hızla gelişecek kalbimiz (...)kalbimiz yerin ve göğün altedilmez bir dirilikte olduğu tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz. kalbimiz kalbimiz hızla gelişecek. Turgut Uyar SENFONİ Önce sesin gelir aklıma Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli! Sonra cumartesi günleri gelir Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum Bir yağmur yağsa da beraber ıslansak. Kırk kere söyledim bir daha söylerim Savaşta ve barışta karada ve denizde Düşkünlükte ve esenlikte Zamanımız apayrı bize göre Yanyana olduk mu elele Aç kalsak ağlamayız biliyorum. İçim güvercinleri okşamış gibi rahat Sen yanımdayken ister istemez Geniş meydanlarda akşam üstleri Üstüste üç kere deniz üç kere çınarlar Sen yanımdayken ister istemez Uzak ırmakları hatırlıyorum. Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum. Turgut Uyar GÖĞE BAKMA DURAĞI İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Turgut Uyar ISLAK ÇELTİKLERE benim bir sevincim var yüzün artık akşam bir çocuğun gülüşünü görüyorsun nereye baksam kıyımız uzak ve kuytuda ellerimiz sanki yok ellerimiz yok ama senin ellerini bir tutsam bazı çocuklar doğar bilirim bazı çocuklar doğmaz doğmayan çocuklar için bilmem ne yapsam ey çavlan. bitmeyen temmuz güneşi. ey aslan silkin. sakla harmanını. çocuğunu sakla ey aslan. suya kaptır kendini ellerin sanki yok bir güzel günde mızıkalarla bir alanda dursam sen yoksun gazeteler yok geçmişin razı değil bilmem ki doğmayan çocukları ben mi doğsam Turgut Uyar GEYİKLİ GECE Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta Her şey naylondandı o kadar Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı. Ama geyikli geceyi bulmadan önce Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk. Geyikli geceyi hep bilmelisiniz Yeşil ve yabani uzak ormanlarda Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan Hepimizi vakitten kurtaracak Bir yandan, toprağı sürdük Bir yandan kaybolduk Gladyatörlerden ve dişlilerden Ve büyük şehirlerden Gizleyerek yahut döğüşerek Geyikli geceyi kurtardık Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk Uç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz Bilir bilmez geyikli gece yüzünden Geyikli gecenin arkası ağaç Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı İster istemez aşkları hatırlatır Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş Şimdi de var biliyorum Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli Hiçbir şey umurumda değil diyorum Aşktan ve umuttan başka Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor. Biliyorum gemiler götüremez Neonlar ve teoriler ışıtamaz yanını yöresini Örneğin Manastırda oturur içerdik iki kişi Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi Geyikli gecenin karanlığında Aldatıldığımız önemli değildi yoksa Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak Gümüş semaverleri ve eski şeyleri Salt yadsımak için sevmiyorduk Kötüydük de ondan mı diyeceksiniz Ne iyiydik ne kötüydük Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı Ama ne varsa geyikli gecede idi Bir bilseniz avuçlarımız terlerdi heyecandan Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında Büyük otellerin önünde garipsiyorduk Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk Yahut bir adam bıçaklasak Yahut sokaklara tükürsek Ama en iyisi çeker giderdik Gider geyikli gecede uyurduk Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı Sultan hançerleri gibi ayışığında Bir yanında üstüste üstüste kayalar Öbür yanında ben Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım Eskimiş şeylerle avunamıyoruz Domino taşları ve soğuk ikindiler Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık Gölgemiz tortop ayakucumuzda Sevinsek de sonunu biliyoruz Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum İyice kurulamıyorum saçlarını Bir bardak şarabı kendim için içiyorum Halbuki geyikli gece ormanda Keskin mavi ve hışırtılı Geyikli geceye geçiyorum Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum. Turgut Uyar "**

    Get Your Own Real Time Visitor Map!
    hit counters