Yaşayanlar yüzünden “fazla bir sevinç duyamamanın ifadesi”
FERHAT KENTEL
Yaşayanlar yüzünden “fazla bir sevinç duyamamanın ifadesi”
İlköğretim okulunda beden dersi; Cumhuriyet törenleri için prova yapılıyor...
Bir tarafta nispeten büyükler, ergenleşmeye başlayan sesleriyle hep
bir ağızdan “Dağ başını duman almış” söylüyorlar.. Sonra... “Cumhuriyet
hürriyet demek...” Öteki taraftaki minikler, oynaya zıplaya: “Şehitler
ölmez vatan bölünmez!” İtişip kakışıyorlar... Öğretmen kızıyor...
Çocuklar
ciddileşiyorlar; öğretmen başını sallıyor, onaylıyor...
Büyük sınıflardan bir çocuk –belli, çalışkan olduğu için
seçilmiş- elindeki kağıttan hazırlanan konuşmayı okuyor, ürkek ve
titrek sesiyle... “Ey bu vatanı kuran büyük Atatürk, ey bu vatan için
savaşıp, toprağa düşmüş koçyiğitler...” İki öğretmen koşarak müdahele
ediyor. Çocuğu fırçalıyorlar, titrek ama heyecansız sesinden ötürü...
Ellerini kollarını sallayarak daha heyecanlı, çok heyecanlı olmasını
istiyorlar.. Çocuk yeni bir deneme yapıyor... Öğretmenler suratlarını
buruşturuyorlar, biraz daha iyi ama tam istedikleri gibi olmuyor...
Kelimelerde “hürriyet” geçiyor ama adeta kışla görüntüleri...
Her Türk’ün asker doğmasa bile, nasıl asker olarak inşa edildiğinin
resmi...
Bir ülke, Pakistan... ve lideri Müşerref...
Türkiye’de eğitimini almış (hatta Beşiktaş fanatiği olmuş!) ve
öğrendiklerini ülkesinde uygulamaya koyuyor. Arka arkaya saydığı
gerekçeler
eşliğinde, “tehlike var; darbe yaptım” diyor, yasaları
askıya alıyor. Ama tabii, bütün Pakistan halkının benzer bir eğitimden
geçmesi mümkün değil;
bir sürü insan sokaklara inmiş, itiraz ediyorlar;
belli ki, ikna olmamışlar...
Bizim memlekette de “tehlike” söylemi ve tehlikeye karşı
“teyakkuz” söylemi her dönem rating yapıyor. Ama burası Pakistan değil;
disiplin ve
kontrol mekanizmaları çok daha güçlü. Pakistan halkının
büyük kısmının maruz kalmadığı bu mekanizmalardan burada kaçış yok.
Burada, bu mekanizmalara rağmen, bu mekanizmalarla yaşamayı bilmek şart...
İnsanlar Güneydoğu’dan gelen şehit haberleriyle sokaklara
dökülüyorlar. Bir yerde ellerinde bira şişeleri, üç hilaller, kurt
işaretleri... Arabaların
camlarından sarkarak slogan atıyorlar... Başka
bir yerde “Ya Allah bismillah, Allahü ekber!”, hemen peşi sıra “Türkiye
laiktir laik kalacak!”...
Adeta bir karnaval... Yaşanan “acı”yı anlatmak değil sanki söz
konusu olan... Maç çıkışlarını andıran bir atmosfer... Adeta “Ölümüne
Cimbom!
Ölümüne Fener!”den bir derleme... Neyi anlatıyorlar? Galiba
herşeyi...
Bir “Bakan”... Adalet işlerine “bakan” bir Bakan... Ordu,
kurtulan 8 askeri derhal sorgulamaya alırken, o şöyle buyurmuş:
“Öncelikle askerlerimizin,
Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının
herhangi birinin ya da bir bölümünün bölücü terör örgütünün eline
geçmiş olmasından Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olarak büyük üzüntü
duyduğumu belirtmeliyim. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir mensubu
böyle bir duruma düşmemeliydi. Dolayısıyla
kendilerinin kurtulmuş
olmasından fazla bir sevinç duyamadığımı ifade etmek istiyorum.”
Eskiden Adalet işlerine “bakmış” bir başka Bakan... O da önemli
bir buluntu yapmış, ifşa ediyor. Rehin askerlerin kurtulmasında
aracılık yapan DTP
için, “kimlerin teör örgütüyle içiçe olduğu belli
oluyor; suçüstü yakalandılar” demiş.
Sonra bir başka mümtaz şahsiyet, Doğu Perinçek de koroya
katılmış (katılmayıp da ne yapacak?): “Keşke o askerlerimiz, şehit
olsalardı, tabutları
gelseydi de biz onları düşmanın elinden, milleti
kahreden bir manzara ortamında almasaydık.”
Ama yanılgıya düşmemek lazım...
Bu herkesi içine çeken koronun
“ölü ve ölüm sevici” dili sadece
“militarist-sağcı-muhafazakar”
cenaha
ait bir şey
değil...
“Militarist-solcu”
cenahta da görülmedi mi aynı
dil?
Ertuğrul Kürkçü’yü Kızıldere’den kurtulduğu için, ölmediği için,
yaşamaya devam ettiği için
“hain”
ilan etmedi mi silah ve ölüme tapan,
ölerek devrim yapacağına inanmış devrim aşıkları?
Bugün, yaşadıkları için mutlu olmamız gereken 8 asker –yani 8
insan- “tabutlarda” gelmedikleri için, birileri kahroluyor. O insanlar
yüzünden, “ölüm”
üzerine kurulu senaryoları sekteye uğruyor.
Ölüme methiye düzen kelimeler ezberlere nakşolunuyor... O
kelimelerin altında yatanları fazla kafaya takmadan... Çünkü
“öğretenler” öyle istiyor,
ellerindeki bütün kozları kullanıyor,
memleketi hedefledikleri uçuruma götürmek için... “Öğrenenler”
tekrarlıyorlar...
Fırça, sopa, küfürle yalama olmuş çocuklar... İğdiş edilmiş
toplumsal kesimler... İnsanlar yaşamak için tekrar ediyorlar ölüme dair
ezberleri...
Travmaya uğramış insanlar, kendilerinin maruz kaldıkları
kelimeleri tekrarlıyorlar. “Niyetleri okunan”, “itiraf etmeye”
zorlanan, 28 Şubat’ta,
Cumhuriyet mitinglerinde hedefe konan AK partili
mümtaz şahsiyetler bugün DTP’ye karşı, öğrendikleri dili papağan gibi
tekrar ediyorlar: “Niyetini
biliyorum, itiraf et!”, “Bunu sevdiğini
söyle!”, “Şunu sevmediğini söyle!”
Adeta kendi kendine hareket eden bir nefret... Dün Cumhuriyet
mitinglerinde AKP’ye, şeriata yönelen, bugün Kürtlere karşı akmaya
başlayan bir
nefret. Bağımsız, her an her yere yönelebilecek; hiç
beklemediğimiz yerlere, bugün nefreti ateşleyenlere de yönelebilecek,
ezberlenmiş bir olgu.
Kendilerini bu memleketin en asıl sahipleri
olarak görenlere de yönelebilecek kadar güçlü bir şekilde beslenen bir
olgu. Bir gün, kendilerini “en asıl
sahipler” olarak göstererek
inanılmaz bir meşuiyet kazanabilecek başkalarının da beslendiği bir
nefret...
Bu arada, İspanya’da parlamento, General Franco’nun 1975’te
sona eren 40 yıllık yönetimini kınayan bir yasa tasarısını onayladı.
“Tarihsel Hafıza”
adlı yasa tasarısı, İspanya iç savaşının
kurbanlarının tanınmasını ve ülkeyi kırk yıl yöneten General Franco’nun
askeri diktatörlüğü döneminde
verilen mahkumiyetlerin çoğunun gayri
meşru ilan edilmesini öngörüyor.
Yani, ne yaşadığına, ne yaşamakta olduğuna bakmayı, geçmişiyle
yüzleşmeyi, bu sayede iyileşmeyi ve hem bugünü hem de geleceğiyle
yüzleşmeyi,
nefreti aşmayı beceren toplumlar var. Bu toplumlarda
insanlar faşizme teslim oldular ama bugünkü yüzleşmeyi de gene insanlar
yapıyor. Yani
insanlar yaşamaya devam ediyor. Ancak, insanlar sürekli
teslim olarak yaşanamayacağını da biliyorlar; er veya geç o faşizmin
altından sıyrılıp
hayatın kendisini yüceltmeyi başarıyorlar.
Nefretin ve ölümün korosunun dilinin altında, Türkiye’de de
insanlar yaşıyor...
Oğullarının acısı hiç dinmeyecek olan, birileri
onların oğullarının
ölmesini isterken, “ölmediler diye onurumuzla
oynanmasını hazmedemiyorum”
diyen anneler yaşıyor...
8 Kasım 2007, Perşembe
Küresel Zirve Petrolü ve Dolar
Küresel Zirve Petrolü ve Dolar Özellikle son dönemlerde tanık olduğumuz petrol ve dolar fiyatlarındaki çalkantılar , dolar ve petrol arasında nasıl bir bağın olduğu ve bu bağın artık Amerika’nın çıkarlarına hizmet etme miladını doldurup doldurmadığı [...] devamını oku
medya obama'dan korkuyor.!
medya obama'dan korkuyor.! ABD başkanlık yarışında: obama ve clinton'un eşi soru ABD BŞK: siyâh mı? beyaz hanım mı? [...] devamını oku
Reagan'ın kütüphanesinde büyük soygun
Reagan'ın kütüphanesinde büyük soygun 8 Kasım, 2007 22:44:00 (TSİ) Ronald Reagan, 2004 yılında 93 yaşında ölmüştü İLGİLİ HABERLER • Ronald Reagan toprağa verildi • Ronald Reagan son yolculuğunda • ABD, Reagan'a [...] devamını oku
"TAM GÜNDEM HEP GÜNDEM BİR KİTAP " AYŞE BUĞRA
"TAM GÜNDEM HEP GÜNDEM BİR KİTAP " AYŞE BUĞRA http://stk.bilgi.edu.tr/docs/bugra_std_12.pdf Bir Temel Hak Olarak Vatandaşlık Gelirine Doğru 'Çalışmayana ekmek yok'... Sorgusuz sualsiz kabul edilecek bir gündelik hikmet gibi geliyor kulağ [...] devamını oku
Erdoğan: Kürtlerin esas temsilcisi AKP
Erdoğan: Kürtlerin esas temsilcisi AKP Türkiye Erdoğan: Kürtlerin esas temsilcisi AKP Erdoğan, Kürt kökenli vekillere, AB ülkelerini gezerek lobi yapma talimatı verdi: Kürtlerin temsilcisinin AKP olduğunu anlatın... 06/11/2007 (283 kişi okudu) N [...] devamını oku
klarnet
[...] devamını oku
Şahmaran - Türkan Şoray, Mehmet Balkız, Faruk Peker (1993)
Şahmaran - Türkan Şoray, Mehmet Balkız, Faruk Peker (1993) CD1: http://rapidshare.com/files/37658885/Sahmaran-CD1.part1.rar http://rapidshare.com/files/37660088/Sahmaran-CD1.part2.rar http://rapidshare.com/files/37660021/Sahmaran-CD1.part3.rar http:/ [...] devamını oku
Aç Kurtlar (1969) kaçmaz film
Aç Kurtlar (1969) Film Info : http://www.sinematurk.com/film.php?action=goToFilmPage&filmid=1043 http://rapidshare.com/files/63434505/AcKurtlar_www.sohbet-forum.org_by1adam.part01.rar http://rapidshare.com/files/63444967/AcKurtlar_www.sohbet-foru [...] devamını oku
INCE CUMALI " YILMAZ GÜNEY "orjinal
INCE CUMALI " YILMAZ GÜNEY "orjinal http://rapidshare.com/files/54906653/ince_cumali.part1.rar http://rapidshare.com/files/54906322/ince_cumali.part2.rar http://rapidshare.com/f [...] devamını oku
Profil
aruz
Hakkari
Türkiye
Son yazılar
- müslüman'a dindar demek ne demek müslüman ikiye mi ayrılır
- Tarihî ifşaat: Anıtkabir'e yürüyen hocaları 'darbe yapmak' için öldüreceklerdi
- YEDEK SUBAYLARLA İLGİLİ TASARI KABUL EDİLDİ
- HAREKAT YOĞUN KAR YAĞIŞI ALTINDA SÜRÜYOR
- Ney, zurna ve bağlamayı ustalıkla çalan Ömer Faruk Tekbilek
- Ergenekon'da bir tutuklama
- Korkuları aşabilmek
- ULÂK MI ? "Dabbe"nin yönetmeninden "Semum" vizyonda
- Dev bir istihbarat operasyonu yapılıyor dedi ve ekledi: İnternet kabusa dönecek!
- Başörtüsü ve Provokasyonlar
Arşiv



musâmere
http://musamere.blogcu.com


















