Sağlıklı olmak, hayat kavgasında başarının birinci şartıdır. Ahmet Mithat
Tarihte Bugün
Takvimler 05 şubat tarihini gösterdiği zaman
...1951 yılında,
Türkiye ile İsrail arasında 'Hava Ulaştırma Antlaşması' imzalandı.
Çocuktan öğren
'Fidel Yüzünden'de, Nina Kervel-Bey ve Stefano Accorsi.
Politik
filmlerin ustalarından Costa Gavras'ın 'dibine düşen' kızı Julie
Gavras'ın filmi 'Fidel Yüzünden'de politik olayları çocuğun gözünden
izliyoruz
ERMAN ATA UNCU
Küçük
bir kızsınız. Hayatınız, dinlediğiniz prenses masallarından farksız.
Ama bir bakıyorsunuz, anne babanızın arkadaşları değişmeye başlıyor.
Bahçe içindeki konforlu evinizi bırakıp taşındığınız küçük apartman
dairesi, tanımadığınız insanlarla dolup taşıyor. Hepsi sigara içiyor,
hepsi sürekli ciddi ciddi bir şeyler tartışıyor.
Politik bir dönüşümün ortasında çocuk olmak zor. Zira çocukluk,
kayıtsız şartsız uyum göstermenizin beklendiği bir süreç. Bir bakıma
çevrenizdeki yetişkinlerin sağlaması gibisiniz. Julie Gavras'ın bu
hafta gösterime giren filmi La faute a Fidel/Fidel Yüzünden'de de
meselenin özü, politik çalkantının ortasında bir çocuk olmak. 1960'lar
sonunda 9 yaşındaki Anna, anne babası dönemin politik atmosferinde daha
etkin rol almaya başladıkça eski yaşam standardından,
alışkanlıklarından uzaklaşmaya başlıyor. Pazar günü kilise yerine
maaile bir protesto yürüyüşüne katılmak, odasını küçük erkek kardeşiyle
paylaşmak zorunda kalmak, Anna'nın yeni hayatındaki ayrıntılardan
birkaçı. Ki bu bahsedilen, meyveyi bile çatal bıçakla yemeyi tercih
edecek denli burjuva adetlerine düşkün bir küçük kız! Haliyle
çevresindeki dönüşüme pek ayak uyduramıyor. Film de ısrarla onun bakış
açısından veriyor olayları. Çünkü mesele, politik bir dönüşümün genel
bir manzarasını çizmek değil de onu küçük karakterinin nasıl yaşadığını
göstermek. Böylesi bir tavır, döneme ilişkin kapsayıcı bir manzaradansa
samimi bir resmin ortaya çıkmasını sağlıyor.
Fanteziye kaçış
Manidar bir biçimde, çocukları odağa yerleştiren politik
hikâyelerde bakış ne kadar çocuğa yakınsa, ortaya da o kadar ayrıntılı
bir resim çıkıyor. Misal, El labirento del fauno/Pan'ın Labirenti.
Zaman, Franco sonrası İspanya, ama dönemdeki çatışmanın birebir
resmedildiği sahneler yok denecek kadar az. Onun yerine küçük bir
kızın, sadece kendi gidebildiği fantezi dünyası var. İşin içinde bir
kaçış olduğu muhakkak. Ama kaçışın illa ki gerçek hayattan kopuk
olmasına gerek yok. En azından yönetmen Guillermo del Toro, (Franco
döneminde geçen önceki filmi El espinoza del diablo'yu takiben) küçük
kahramanının fantezi dünyasıyla dışarıdaki dünya arasındaki bağı hiçbir
zaman es geçmiyor. Canavarlarla, iblislerle dolu fantastik dünyayı
yerle bir etmek için kapıda bekleyen faşizm, varlığını sürekli
hissettiriyor.
Steven Spielberg'in J.G. Ballard'ın otobiyografik romanından
uyarladığı Empire of the Sun/Güneş İmparatorluğu'nda ise fantezi,
hengamenin tam ortasında. II. Dünya Savaşı'nda Japonlarca yakalanıp bir
esir kampına kapatılan, onlu yaşlarındaki Jim zorlu koşulları bir oyuna
çeviriyor. Yani tam da bir aralar, yaptığı işlerde çocuk
perspektifinden bakmayı şiar edinen Steven Spielberg'den, "ağır"
temalara geçerken beklenecek bir tavır.
İlla masum mu?
Zaten Güneş İmparatorluğu II. Dünya Savaşı hikâyeleri arasında ayrı
bir yerdeyse, işlene işlene etkileyiciliğini yitirmiş bir konuya taze
bir bakış getirebiliyorsa bu çocuk perspektifinin de payı es
geçilmemeli. Çünkü önümüzde Roberto Benigni'nin La vita e bella/Hayat
Güzeldir'indeki gibi idealize edilmiş, masumiyet timsali bir çocukluk
anlayışı değil, çevresini anlamaya çalışırken onun çelişkilerini de
ortaya çıkartan bir çocuk kahraman var. 12 Eylül'le yüzleşilen Babam ve
Oğlum'da da çocuğun çevresini algılayışında bir hayalkırıklığının izine
rastlanmaması, onu biraz da ortamından kopuk herdaim iyimser bir
yaratığa dönüştürüyordu.
Persepolis'in kahramanı ise çocukluğunda çevresinde olup bitenle
devamlı içiçe. Zira İran'da yeni kurulan İslam Cumhuriyeti rejimi,
küçük kızın hayatındaki her şeyi etkiliyor. Baskıcı rejimin altını oyma
yöntemlerini -montunun arkasına elle "Punk's not ded" yazmak,
karaborsadan rock müzik kasetleri almak gibi- daha çocuk yaşında
bulması, politik dönüşümleri çocukların gözünden aktarmanın
avantajlarını da gösteriyor. Zaten sürekli algılama derdindeki bir
çocuk, çevresinde olan bitene de tepkili. Gündelik hayatta işlerin
nasıl yürüdüğünü öğrenme çabasındayken, aslında doğru bildiklerinin
yanlış olduğunun söylenivermesi, merakını daha da cezbediyor. Bu merak
bazen yetişkin dünyasını hallaç pamuğu gibi attıracak kadar
şiddetleniyor. Ve bir çocuğun çevresini algılama çabası,
algılanamayacak kadar büyük bir manzaradaki rehberimiz oluyor. Uyum da,
çatışma da çarpıcılıklarından ödün vermeden bu resimde yerini alıyor.
Diğer karakterlerin üzerilerinden sağlama yapmaya çalıştığı çocuk
karakterler, çelişkileri onların suratına çarpıyor.
Kısa Film Festivali kısa haber 7.Ulusal Kısa Film Festivali (14-16 Mart) bu seneki konusunu engelliler olarak belirledi. İstanbul Kısa Filmciler Derneği ve Fiziksel Engelliler Federasyonu ile ortaklaşa yapılacak olan festival kapsamında 'Ulusal Kıs [...] devamını oku
DTP'liler sınıra çadır kuracak 05/02/2008 (1134 kişi okudu) RADİKAL - ANKARA - DTP'den 18 milletvekilinin ve parti yöneticilerinin içinde bulunduğu 28 ilden 3 bin kişi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonlarının durdurulması için bugün Irak sınırın [...] devamını oku
Mehmet Barlas mbarlas@posta.com.tr Böyle bir alemde tek sesli olmanın dayanılmaz ağırlığı Bir gerçeğin var olması mı, yoksa onu sizin bilmeniz mi daha önemlidir? Amerika kıtası Kristof Kolomb onu keşfetmeden önce de vardı. Ama onun var olduğu bilindi [...] devamını oku
1852- ''Makber'', ''Eşber'' gibi yapıtlarıyla tanınan ünlü şair,diplomat Abdülhak Hamit Tarhan doğdu. 1852- ''Makber'', ''Eşber'' gibi yapıtlarıyla tanınan ünlü şair, diplomat Abdülhak Hamit Tarhan doğdu. 1852- ''Makber'', ''Eşber'' gibi yapıtları [...] devamını oku
Haberler Cumhurbaşkanı Gül Katar'a gitti "REFERANDUMA GİTMEYİ DOĞRU GÖRMEM" ANKARA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Temel hak ve özgürlüklerle ilgili konuların referanduma götürülmesini doğru görmem" dedi. Gül, resmi ziyaret için [...] devamını oku
10 Ocak 2008 huluengin@hurriyet.com.tr Küresel insaniyet MALÛM, her boy ve soydan küreselleşme karşıtları iki temel tezle ortaya çıkıyorlar. Global gelişmenin hem yoksulluğu, hem de eşitsizliği artırdığını öne sürüyorlar. İddialar doğru mu ve eğer d [...] devamını oku
Ergun Babahan ebabahan@sabah.com.tr Washington'da bir akşam yemeği Washington Amerika'nın başkentinin en güzel 5 veya 10 binasından birinde, özenle hazırlanmış bir masanın etrafındayız. Mermer sütunlu girişi, tik ağacından yapılmış zemini, etkileyici [...] devamını oku
Çetin Altan c.altan@prizma.net.tr Karga tulumba Bugün Mehmet Altan'ın doğum yıldönümü. Kendisi 1953'ün 10 Ocak'ında dünyaya gelmişti. Bendeniz o tarihte 26 yaşındaydım ve Ulus gazetesine günlük küçük fıkralar yazıyor, dünya edebiyatından öyküler çevi [...] devamını oku