| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

blogmedya

sık kullanılanlara ekleyin habersiz kalmayın

dua eller
İLKHABER
İlk Boğaz Köprüsü Projesi - II.AbdülhamidiyibayramlariyinoellerFree Photo hosting by PhotoLava.com Free Photo hosting by PhotoLava.com

N^ZIM HİKMET EL YAZISI



REKLAMSIZ KESİNTİSİZ SİNEMA KEYFİ TRT 1 HER ÇARŞAMBA SAAT:20:30

blogmedya farkı ile sofinin dünyası HERŞEY TÜRKİYE  İÇİN

TEMÎNAT www.aktifsayfa.com

VALLÂH BİLLÂH.www.aktifsayfa.com

1 "erdoğan yarın diyarbakır'a gidecek"saldırı güneydoğu'daki vatandaşlarımıza yönelik"" etiketi kullanan gönderi "erdoğan yarın diyarbakır'a gidecek"saldırı güneydoğu'daki vatandaşlarımıza yönelik"" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Erdoğan yarın Diyarbakır'a gidecek"SALDIRI GÜNEYDOĞU'DAKİ VATANDAŞLARIMIZA YÖNELİK"

Erdoğan yarın Diyarbakır'a gidecek
"SALDIRI GÜNEYDOĞU'DAKİ VATANDAŞLARIMIZA YÖNELİK"
Haberler  
Resim
 Diyarbakır'daki Patlama...
4 KİŞİ GÖZALTINDA
ResimDİYARBAKIR - Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak, Diyarbakır'daki bombalı saldırıyla ilgili 4 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.
Başsavcı Kavak yaptığı yazılı açıklamada, dün Yenişehir Semtinde Devegeçidi 16. Zırhlı Tugay Komutanlığı hizmetlerinde kullanılan 21 S 0835 plakalı servis otobüsünün, askeri personeli lojmana götürüşü sırasında yol kenarında park halinde bulunan 21 AS 194 plakalı kırmızı renkli araca yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi sonucu 5 kişinin öldüğünü belirtti.
Kavak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
''Meydana gelen patlama olayını gerçekleştiren şahısların tespiti ve yakalanmasına yönelik başlatılan çalışmalar neticesinde M.G, Z.K, S.K ve B.M. gözaltına alınmış olup, olayla ilgili olarak soruşturma ve incelemeler çok yönlü olarak yürütülmektedir.
4'ü öğrenci 1'i vatandaş 5 kişi hayatını kaybetti. Cengiz Kaya, Rıdvan Süer, Melek İpek, Ferhat Mutlu ve Eren şahin isimli 5 şahıs hayatını kaybetmiş, aralarında askeri personel ve öğrencilerinde bulunduğu 6'sı ağır olmak üzere toplam 68 vatandaşımız çeşitli yerlerinden yaralanmış, patlamadan dolayı askeri servis aracı ile infilak eden aracın yanında park halinde bulunan 5 sivil araç tamamen yanarak kullanılamaz hale gelmiş, 25 araçta, 5 apartmanın caddeye bakan cephesinde bulunan dairelerde ve altlarında faaliyet gösteren 14 iş yerinde maddi hasar meydana gelmiştir.''
Bu arada belediye ekipleri, olayın meydana geldiği caddede temizlik çalışmasına başladı.Saldırıda hasar gören 6 araç olay yerinden kaldırıldı. Polis ekiplerinin bölgedeki incelemesi sürerken, güvenlik şeridiyle kordon altına alınan bölgeye kimsenin girmesine izin verilmiyor.

Erdoğan yarın Diyarbakır'a gidecek
"SALDIRI GÜNEYDOĞU'DAKİ VATANDAŞLARIMIZA YÖNELİK"

ResimANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'daki bombalı saldırının ülkedeki birlik, beraberlik ve dayanışmayı hedef alan, Güneydoğu'da yaşayan vatandaşlara yönelik bir hareket olduğunu belirterek, ''Terör örgütü hiçbir zaman Güneydoğu'da yaşayan vatandaşlarımızın temsilcisi olamaz. Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisi olmamıştır, olamayacaktır da...'' dedi.
''Bütün gücümüzle hiçbir taviz vermeden kararlılıkla bu işin üzerine gideceğiz'' diyen Başbakan Erdoğan, yarın incelemelerde bulunmak üzere Diyarbakır'a gideceğini de bildirdi.
Erdoğan, ''Tarih Bilincinde İşbirliğine Somut Adımlar Afganistan'' adlı fotoğraf sergisinin açılışının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin Diyarbakır'daki bombalı saldırıya ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, kendilerine ulaşan belgeli ve delillendirilmiş bir şey olmadığını ve çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Erdoğan, şu ana kadar 4 kişinin gözaltına alındığını ve bu sayının artabileceğini ifade etti.

İNEGÖL'DE C-4 PATLAYICI ELE GEÇİRİLDİ

BURSA -
Bursa İl Jandarma Komutanlığınca gerçekleştirilen operasyonda, bir araçta C-4'ün de aralarında bulunduğu çeşitli patlayıcılardan oluşan düzenek ele geçirildi, 1 kişi gözaltına alındı.
Bursa'ya yüklü miktarda patlayıcı madde getirileceği bilgisini alan güvenlik güçleri, dün öğlen saatlerinde İnegöl-Bursa kara yolunun 11. kilometresinde bir akaryakıt istasyonu yakınında şüphe üzerine 21 DU 093 plakalı aracı durdurdu. Jandarma narkotik ekiplerinin özel eğitimli köpeklerinin de katıldığı operasyonda, istasyona çekilen ve aranan aracın arka bölümünde C-4'ün yanı sıra, başka patlayıcılardan da oluşan düzenek ele geçirildi. Düzenekteki patlayıcının 10 kilogramdan fazla olduğu öğrenildi.
 "TERÖR KÖTÜ YÜZÜNÜ YİNE GÖSTERDİ"
ResimANKARA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Diyarbakır'daki patlamayla ilgili olarak, "Bütün dünya terör örgütünün çirkin yüzünü bu vesileyle görmüş olacak ve teröre karşı mücadelede işbirliği, teröre karşı müşterek hareket etme çok daha güçlü bir şekilde devam edecek" dedi.
TRT 1'de yayınlanan "Zirveden Bakış" adlı programda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Gül, terörün kötü yüzünü bir kez daha gösterdiğini ifade ederek, saldırının şehrin ortasında, dershanelerin bulunduğu, çocukların, kadınların bulunduğu bir bölgede gerçekleştiğine dikkati çekti.
Gül, "Şu bir gerçek ki teröre karşı kararlı durmanın, mücadele etmenin de bir maliyeti söz konusu oluyor. Mücadele etmezseniz bu maliyeti ödemiyorsunuz, ama sonunda topyekun teslim oluyorsunuz, onun için sonuna kadar kararlılıkla mücadele edilecektir" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Gül'ün öne çıkan diğer ifadeleri şöyle:
''Teröre karşı kapsamlı mücadele gerekir. Bir çok ekonomik ve sosyal tedbirler alındı ve bunlar uygulanıyor. Yanında yeni tedbirler de devreye sokuluyor. Türkiye, bunların neticesi de görmeye başladı.''
''Terör konusu; Türkiye'nin en önemli sorunu, ölüm kalım meselesi. Böyle büyük bir olay karşısında hükümet, sivil, asker ayrı olamaz.''
''Demokrasi terörü bitirmez, ama teröristleri izole eder''
''2008 yılını AB ile çok daha yakın çalışma, iş yapma yılı olarak görmek istiyorum''
''Devletin gücünün dışında güçlere asla müsaade edilemez''
''Yeni Anayasa ile ilgili tavsiyem şudur; ne kadar büyük katılım, geniş katılım söz konusu olursa, ne kadar polemiklerden uzak çalışmalar yapılırsa o kadar iyi olur, netice başarılı olur.''

"İŞLEM SAYILARI BİRBİRİNE YAKIN"

ResimANKARA - Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, ''Son 3 cumhurbaşkanının ilk 126 günlük görev sürelerinde yaptıkları işlemlerin toplamları birbirine oldukça yakın olup, iade ettikleri kararname sayıları arasında da büyük bir fark bulunmamaktadır'' denildi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nde yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı'nın web sayfasına konulan, kanunların yayımlanması ve kararnamelerin imzalanması konusundaki istatistiki bilgilerin bazı gazetelerde ''doğru yorumlanmadığının anlaşıldığı'' belirtildi.
Cumhurbaşkanı'nın parlamenter sistemdeki yerinin gereği olarak kararnameleri imzalama yetkisini kullanırken yerindelik denetimi değil, hukukilik denetimi yapmasının uygun olacağının düşünüldüğü bildirilen açıklamada, ''Bugüne kadarki uygulamalar da kararnameleri hukuki bakımdan inceleme ve gerektiğinde uyarı ve tavsiyede bulunma yönünde gerçekleşmiştir'' denildi.
 IRAK'TA 2007'DE 16 BİN SİVİL ÖLDÜ

ResimANKARA - Mehmet Toroğlu - Irak'ta şiddet olayları ve sivil ölümleri geçen yıl da durmadı, ölü sayıları on binlerle ifade edildi.
Irak bakanlıklarının verilerine göre, 2007 yılında toplam 16 bin 232 sivil öldü. Merkezi İngiltere'de bulunan Iraq Body Count (IBC) adlı kuruluş, bu sayının 22 bin ile 24 bin arasında olduğunu savundu. Ülkede geçen ay da bakanlıklara göre 481 sivil hayatını kaybetti. Bu sayı, IBC'ye göre 902, AP'ye göre 710 oldu.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Irak genelindeki şiddet olayları geçen yıl içinde yüzde 60 dolayında azaldı, ama sayılar yine de iç açıcı olmadı. Irak'taki sivil can kayıpları konusunda da farklı sayılar telaffuz edildi.
Irak İçişleri, Sağlık ve Savunma bakanlıklarının verilerine göre, 2007 yılının aralık ayında hayatını kaybeden sivillerin sayısı, bir önceki yılın aynı ayına oranla yüzde 75 azaldı. Bakanlıklar, 2007 Aralığında 481 sivilin hayatını kaybettiğini, bu sayının 2006'nın aynı ayında 1930 olduğunu belirtti.
IBC'nin verilerine göre ise Irak'ta, geçen ay 902 sivil yaşamını yitirdi. IBC, en fazla 2 bin 731 kişiyle mayıs ayında sivil can kaybı olduğunu, bu sayının, temmuz ayındaki 2 bin 531 ölüm vakasının ardından her ay azaldığını bildirdi.
Amerikan haber ajansı AP de hastane ve güvenlik kaynaklarına dayanarak oluşturduğu verilerde, Aralıkta 710 sivilin öldüğünü ifade etti.
Amerikan askeri kaynaklarının verilerine göre, 2007 yılında 899 Amerikan askeri yaşamını yitirdi.

Nani Lore - Kurtce by Esmehan Yilmaz Fatma Aktas Aktas Diye Beledigim by Aynur Dogan lobudlar_devriliyor

Free Photo hosting by PhotoLava.com

musâmere
http://musamere.blogcu.com
**" 1927 Ankara doğumlu. Askeri Liseyi ve Askeri Memurlar Okulu'nu bitirdi. İlk şiiri 1947'de Yedigün dergisinde çıktı. Kaynak dergisinin bir şiir yarışmasında Arz-ı Hal şiiri ikincilik kazanınca Nurullah Ataç'ın güvendiği şairler arasına girdi. İkinci Yeni Şiir akımının önde gelen şairlerindendir. 1985'de öldü. ESERLERİ Arz-ı Hal(1949) Türkiyem(1952-1963) Dünyanın En Güzel Arabistanı(1959) Tütünler Islak(1962) Her Pazartesi(1968), Divan (1970) Toplandılar(1974) Kayayı Delen İncir(1982) Dün Yok mu(1984) (Tütünler Islak’tan) Turgut Uyar (1927-1985) Terziler Geldiler Terziler geldiler. Kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere Bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle. Kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. Sonra sonsuz çalgısı sevinçsizliğin. Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de Duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle... Yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular O çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler Ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler Bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi, "Tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler piyangocular, çiçek satın alanlar, balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar. Sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler." Bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler Patron çıkardılar, karşılaştırdılar, Katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler Şarkılara başladılar ölmüş bir at için Makaslarını bırakmadılar Bekleniyorlardı. "Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı! Sen açardın, Otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen! Tüylerin karaparlaktı. Koşumların, -kokulu yağlarla ovulup parlatılan- nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke. Göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at! Toynaklarını liflerle ovardık Senin karaya boyanırdı koşuşun Uyandırırdı bütün karaları ve denizleri. Çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından Ne güzel gözlerin vardı Kara at! Binlerce kişi, -çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut darmadağın giysileriyle herkes körler ve cüzzamlılar, bütün kutsal kitaplar kalabalığı, ermişler, kargışlılar ve günahlılar gebe kadınlar, vâz edenler ve dondurmacılar ve at cambazları ve tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle Tanrıtanımazlar ve tefeciler ve yalvaçlar...- ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş senin mutlu ovanı doldurup haykırırlardı. Büyük sesler içinde sen, geçerdin..." Terziler geldiler. Bu güneşler odaların dışındaydı artık. Herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde Gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik Yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar Parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan Yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları Her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler Beğenip gülümsediler. "Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Senin eyerin ne güzeldi. Dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü Nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna Seninle öteleri ansırdık. Öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı Kedinin varlığı erişilmez kişilik Güneşli bir damda İçimizden gemiler kaldırırdın, Suyunu büyük şölenlerle tazelerdik Bayramımızdın. Kuburlukların bütün kişniş ve badem doluydu. Şimdi dar dünya Ölümün büyük hızı kesildi." Terziler geldiler. Ateş ve kan getirmediler. Hüzünleri kan ve ateşti ama. Uğultulu bir şey Ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar Kenti bir baştan bir başa dolaştım, tıs yok Bütün odalara dağıldılar. Sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş yerlerde kırpıntılar, "oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar, düğmeler, ilikler iplik döjküntüleri, kumaş parçaları, karanlık akşamüstleri ve sabahlar, dükkân tabelâları, kartvizitler..." kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok. Tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda Mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler, "Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Koşuşun büyütürdü dünyayı senin! Sen nasıl da koşardın. Biz güneyde yatardık, sen koşardın Hangi at güzelse ondan da güzeldin Kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi bir karaya göğü ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu. Gemin güzel sesler çıkarırdı güzel ağzında, herkesi sevinçle haykırtan. Başın yaraşırdı düşüncemize ve gözlerine saygıyla bakardık..." Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler. Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar. Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler, iğnelerine iplik geçirip beklediler; "Ey artık ölmüş olan at! -dediler- En güzeli oydu işte, yüzünün savaşla ilişkisi. Boydanboya bir karşıkoyma, denge ve istekli bir azalma. Onu bilirdik. O ağaç senin kanınla beslenirdi, hepimizi besleyen. Bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız senin karşında, alışveriniş, alfabenin, iplik döküntülerinin ve her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği..." HIZLA GELİŞECEK KALBİMİZ hızla gelişecek kalbimiz kalbimiz hızla. sürgünlerin umutsuzluğunda kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar farksız çarpanların umutsuzluğunda ve köprü başlarının umutsuzluğunda ve köprü başlarının umudunda. sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda ve eski dağlarda, eski dağlarda kış kovalarken ülkesini hızla gelişecek kalbimiz. kendi öz hüznümüzün öz tarlasında bozkır dayanıklılığımızın tarlasında kalbimiz ellerimiz ayaklarımız arasında ve kimsenin bölemediği şarkıyı güllerin, buğdayların ve acının şarkısını bir haziran uygulayacak sesimize. sütçünün sesiyle birlikte erkenci işçilerin sesiyle birlikte şoförün sesiyle birlikte sabah başlamış sarhoşların sesiyle birlikte yaman sarhoşların sesiyle birlikte ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların ve herkesin ve herkesin sesleriyle birlikte bir haziran uygulayacak kimse bölemiyecek ve kalbimiz hızla gelişecek. yıkıntılara karışan eski bir bahar büyük olmaya elverişli bir bahar eskiden yaşanılmış ve her şeye rağmen insanlara göre bir bahar suların kana kestiği yahut suların kana kestiği bir bahar. hızla gelişecek kalbimiz bir mavilik kalıbında bir odada, en olağan bir odada en sade, en insanca bir odada bir kadınla bir erkeğin olduğu bir odada bir kadın bir erkeğin bir kadınla bir erkek olduğu ellerin ve omuz başlarının birbirini bulduğu. birden gerçekliğini algılıyarak saat çalınca ve görünce güneşi birden vazgeçilmezliğini algılıyarak önemli ve gerekli buluşunu kendini birden hatırlıyarak geleceğe hazırlayınca olanca göğüslerini ve herşeye ve ölüme.kalbimiz hızla gelişecek çağımıza pek uygun bir hızla gelişecek kalbimiz (...)kalbimiz yerin ve göğün altedilmez bir dirilikte olduğu tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz. kalbimiz kalbimiz hızla gelişecek. Turgut Uyar SENFONİ Önce sesin gelir aklıma Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli! Sonra cumartesi günleri gelir Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum Bir yağmur yağsa da beraber ıslansak. Kırk kere söyledim bir daha söylerim Savaşta ve barışta karada ve denizde Düşkünlükte ve esenlikte Zamanımız apayrı bize göre Yanyana olduk mu elele Aç kalsak ağlamayız biliyorum. İçim güvercinleri okşamış gibi rahat Sen yanımdayken ister istemez Geniş meydanlarda akşam üstleri Üstüste üç kere deniz üç kere çınarlar Sen yanımdayken ister istemez Uzak ırmakları hatırlıyorum. Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum. Turgut Uyar GÖĞE BAKMA DURAĞI İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Turgut Uyar ISLAK ÇELTİKLERE benim bir sevincim var yüzün artık akşam bir çocuğun gülüşünü görüyorsun nereye baksam kıyımız uzak ve kuytuda ellerimiz sanki yok ellerimiz yok ama senin ellerini bir tutsam bazı çocuklar doğar bilirim bazı çocuklar doğmaz doğmayan çocuklar için bilmem ne yapsam ey çavlan. bitmeyen temmuz güneşi. ey aslan silkin. sakla harmanını. çocuğunu sakla ey aslan. suya kaptır kendini ellerin sanki yok bir güzel günde mızıkalarla bir alanda dursam sen yoksun gazeteler yok geçmişin razı değil bilmem ki doğmayan çocukları ben mi doğsam Turgut Uyar GEYİKLİ GECE Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta Her şey naylondandı o kadar Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı. Ama geyikli geceyi bulmadan önce Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk. Geyikli geceyi hep bilmelisiniz Yeşil ve yabani uzak ormanlarda Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan Hepimizi vakitten kurtaracak Bir yandan, toprağı sürdük Bir yandan kaybolduk Gladyatörlerden ve dişlilerden Ve büyük şehirlerden Gizleyerek yahut döğüşerek Geyikli geceyi kurtardık Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk Uç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz Bilir bilmez geyikli gece yüzünden Geyikli gecenin arkası ağaç Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı İster istemez aşkları hatırlatır Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş Şimdi de var biliyorum Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli Hiçbir şey umurumda değil diyorum Aşktan ve umuttan başka Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor. Biliyorum gemiler götüremez Neonlar ve teoriler ışıtamaz yanını yöresini Örneğin Manastırda oturur içerdik iki kişi Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi Geyikli gecenin karanlığında Aldatıldığımız önemli değildi yoksa Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak Gümüş semaverleri ve eski şeyleri Salt yadsımak için sevmiyorduk Kötüydük de ondan mı diyeceksiniz Ne iyiydik ne kötüydük Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı Ama ne varsa geyikli gecede idi Bir bilseniz avuçlarımız terlerdi heyecandan Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında Büyük otellerin önünde garipsiyorduk Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk Yahut bir adam bıçaklasak Yahut sokaklara tükürsek Ama en iyisi çeker giderdik Gider geyikli gecede uyurduk Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı Sultan hançerleri gibi ayışığında Bir yanında üstüste üstüste kayalar Öbür yanında ben Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım Eskimiş şeylerle avunamıyoruz Domino taşları ve soğuk ikindiler Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık Gölgemiz tortop ayakucumuzda Sevinsek de sonunu biliyoruz Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum İyice kurulamıyorum saçlarını Bir bardak şarabı kendim için içiyorum Halbuki geyikli gece ormanda Keskin mavi ve hışırtılı Geyikli geceye geçiyorum Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum. Turgut Uyar "**

Get Your Own Real Time Visitor Map!
hit counters